• Diğer

Türkiye

Numan Kurtulmuş'tan Maduro'ya destek: Halk seçti, biz de bunun arkasındayız

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, "Şu anda AK Parti, seçimin açık ara birinci partisidir. İnşallah büyükşehirler başta olmak üzere, seçimin sonuçları ile ilgili bir tereddüt görmüyorum ama hiçbir seçim masa başında kazanılmıyor." dedi. Maduro'ya destek veren Kurtulmuş, "Maduro açık oylarla halkı tarafından seçilmiş bir devlet başkanı. Halk seçti, biz de bunun arkasındayız" dedi.

Numan Kurtulmuş'tan Maduro'ya destek: Halk seçti, biz de bunun arkasındayız

4 Şubat 2019 15:31
-A

+A

Kurtulmuş, katıldığı televizyon programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde  bulundu, soruları yanıtladı.
"Yatay şehirleşme" modeli hakkındaki soru üzerine Kurtulmuş,  büyükşehirlerin birçok yerinde gökdelenler olduğunu belirterek, "İstanbul'a  bakıyoruz birçok yerinde gökdelenler var. Biz de bu şehirde yaşıyoruz. İnsanlar,  sağa bakıyoruz bir duvar, sola bakıyoruz bir duvar. Birçoğunun estetik hiçbir  değeri yok. Şehre çok büyük yük getiren büyük binalar. Neredeyse 16 milyona  yaklaşmış bir metropolde belli oranda yüksek katlı binalar olacaktır ama artık  yeter. Bu anlamda millete gına geldi." diye konuştu.
Milletin artık her tarafta betonları görmek istemediğine dikkat çeken  Kurtulmuş, "Belediye başkanlarımızın görevi, yeni alanlar üretmek. Bu alanlarda  da Cumhurbaşkanımızın dediği gibi artık yüksek, dikey binalar değil, yatay mimari  ile yeni alanlar açılabilir." dedi.
"ÇEVREYE DUYARLI BİR SEÇİM KAMPANYASI YÜRÜTÜYORUZ"
Yerel seçimlere yönelik anket sonuçlarını değerlendiren Kurtulmuş,  "Partimiz düzenli olarak anket yaptıran bir parti. 15 gün arayla, seçim sonlarına  doğru her hafta anket yaptırıyoruz. Partimiz anketlere bakarak, nerede eksik var,  nerede yoğunlaşmak gerekiyor, bunlar tespit edilebiliyor. Şu anda AK Parti  seçimin açık ara birinci partisidir. İnşallah büyükşehirler başta olmak üzere  seçimin sonuçları ile ilgili bir tereddüt görmüyorum ama hiçbir seçim masa  başında kazanılmıyor." diye konuştu.
Kurtulmuş, AK Parti'nin çevreye duyarlı bir seçim kampanyası  yürüttüğüne işaret ederek, "Büyük sesli müzik araçlarının dolaştığı bir seçim  kampanyası yapmıyoruz. Bayrakların her tarafta kirlilik oluşturduğu, ses ve  görüntü kirliliğinin insanları boğduğu bir kampanya olmayacak. Bütün bunlara  dikkat ediyoruz." dedi.
"CHP İLE HDP'NİN İTTİFAKI AÇIK BİR İTTİFAKTIR"
"Cumhur İttifakı" ile ilgili bir soru üzerine Kurtulmuş, şunları  söyledi:
"Cumhur İttifakı, masa başında parti yöneticilerinin bir araya gelerek  karar verdiği bir seçim iş birliği değil. 15 Temmuz gecesi, darbeye karşı  'Allahuekber' sesleri ile salalar eşliğinde vatandaşın oluşturduğu gönüllü  birliktelikti bu. Şimdi siyasete yansıyor bu. Geçmiş dönemde de Anayasa  değişikliğinde parlamentoda müşterek çalışmaya, en son 24 Haziran seçimlerinde  Cumhur İttifakı'nın, fiziki, fiili seçim iş birliğine döndü. Tabi karşı taraftaki  ittifakın böyle bir ortak geçmişi yok. Birbiriyle birçok konuda farklı fikirlere  sahip olan partiler, sadece bir karşıtlık üzerinden bir araya geliyor. 24  Haziran'da bunu gördük. 'Erdoğan gitsin de, ne gelirse gelsin. AK Parti düşsün de  kim gelirse gelsin'... Bir şeye karşı olmak üzerinden kurulan ittifakın, kalıcı  olması mümkün değil."
24 Haziran seçimlerinde HDP ile CHP arasında örtük kurulan ittifakın  açık bir hale geldiğini belirten Kurtulmuş, "Şişli'de, Beşiktaş'ta CHP seçmeninin  bir kısmı, 'Aman AK Parti düşsün, HDP barajı aşsın diye blok olarak HDP'ye oylar  verildi. Bunlar, Türkiye'nin birçok yerinde yapıldı. Geçen sefer örtülü bir  ittifak söz konusuydu, şimdi bu örtü kalkmıştır. CHP ile HDP'nin ittifakı, açık  bir ittifaktır. HDP'nin 'Ben şuralarda aday çıkarmıyorum' demesi, açıkça kendi  seçmenine 'Ben aday çıkarmıyorum, CHP adayını ya da AK Parti karşısındaki adayı  destekleyin' demeye yönelik bir çalışmadır." diye konuştu.
"KARŞILIKLI ANLAYIŞ İÇİNDE HAREKET EDİLİYOR"
Numan Kurtulmuş, MHP ile yapılan ittifak konusundaki soruya ilişkin  ise şu açıklamalarda bulundu:
"AK Parti ve MHP bütünleşip tek bir parti haline gelmiyor. İki ayrı  parti ve kimlik ama Türkiye'nin temel meselelerinde özellikle milli birlik ve  beraberlikte, teröre karşı mücadelede, Suriye'de bize karşı ortaya konulan  emperyal projeyi başımızdan savmakta ya da Türkiye'nin ekonomik saldırılara karşı  müşterek hareket etmekte geçmişte son derece düzgün bir şekilde hareket edildi.  Sayın Bahçeli, başından itibaren AK Parti hükümetlerine milli meselelerde sahip  çıktı ve destek verdi. Çok sayıda örneği olan bir dayanışmadan ve iş birliğinden  bahsediyoruz."
 
"Her iki taraf da ittifakın ruhuna uygun hareket etmeyi özenli bir  şekilde koruyor." diyen Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Türkiye'nin bu zor sürecinde milli birlik ve beraberliğini, bekasını  tehlikeye atacak birtakım uluslararası meselelere karşı da ortak duruşu  sergilemek, bu seçimde de milletin iradesinin bir kez daha Cumhurbaşkanlığı  yönetim sistemi istikametinde devam ettiğini göstermek için karşılıklı anlayış  içinde  hareket ediliyor. Amacımız 2 kere 2'nin 5 etmesini sağlamaktır. Ortada 3  belediye başkanı fazla almak meselesi hiç konuşulmamış, tartışılmamıştır. Bu  mesele, Türkiye'nin birliğini, beraberliğini koruma konusudur."
"TEDBİRLER ALINIYOR, GAYRETLER ORTAYA KONULUYOR"
Türkiye'de ekonominin temel meselelerinden birinin enflasyonla  mücadele olduğuna değinen Kurtulmuş, 24 Haziran seçimlerinden sonra yaşanan  ekonomik saldırılarla dövizin yükseldiğini, ancak ekonomi yönetiminin basiretli  bir şekilde telaşa kapılmadan, Türkiye'yi krize doğru sokmak için yapılan  manipülasyonları önleme sürecini ortaya koyduğunu kaydetti.
Kurtulmuş, üretimi dengeleyecek bir dönem içerisine girildiğini,  dövizin de 5-5,5 seviyesine getirildiğini ifade ederek, bunların yanında hayat  pahalılığının ortaya çıktığını, bunların bir kısmının, fırsatçıların fiyatlara  yansıttığı rakamlardan kaynaklandığını dile getirdi.
Numan Kurtulmuş, şöyle devam etti:
"Halen de bunun geçerli olduğunu biliyoruz. Bakanlığın da çok net  şekilde, kararlı bir şekilde bu fırsatçılar kısmının üstüne gitmesi lazım.  Ekonomi yönetiminin vazifesi, bir taraftan bu fırsatçıları dengelerken, onları  baskılarken diğer taraftan da üretimdeki maliyet artışlarını bir şekilde aşağıya  çekmek ve böylece enflasyonu dengelemektir. İşin zor kısmı geride kalmıştır.  Bundan sonra dengeleme faslından sonra iyileştirme faslına Türkiye geçecek. 2019  inşallah bu süreçte tezgahı dağıttırmadan, Türkiye yine 7,4'ler seviyesinde büyük  bir büyümeye, belki yakın dönemde ulaşmayacak ama yine Türkiye yüzde 2,5'ler,  3'ler, 3,5'ler seviyesinde inşallah bir büyüme hedefini önümüzdeki süreçte  tutturacak."
Bunun kilit yolunun, üretimi durdurmamak, tezgahı dağıttırmamak ve bu  işi krize döndürmek isteyenlere fırsat vermemek olduğunu vurgulayan Kurtulmuş,  "Bunu yaparken de ülkeyi yöneten bir iktidar olarak temel vazifemiz, milletimizin  bu hayat pahalılığı karşısında ezilmesinin önüne geçmek. Tedbirler alınıyor,  gayretler ortaya konuluyor. Bazı mallarda gerekirse ucuz ithalatlarla bu malların  piyasada ucuzlaması için birtakım programlar yapılıyor." diye konuştu.
Kurtulmuş, Türkiye'nin bu sene de enflasyonu durdurup, dengeleyeceğini  belirterek, gelecek sene enflasyonun düşüşe geçeceğini ifade etti.
"BÜTÜNÜYLE ORTAYA ÇIKMADAN PAYLAŞMAK MÜMKÜN DEĞİL"
Numan Kurtulmuş, "Hal Yasası" ile ilgili soru üzerine de, üreticiden  çıkan bir malın tüketiciye gelene kadar fiyatının sürekli artmasının önlenmesi  gerektiğini belirterek, yasayla ilgili belki bir yasal düzenleme  yapılabileceğini, ilgili bakanlık çalıştıktan sonra parti grubunda müzakere  ederek gerekirse parlamentoya sunabileceklerini söyledi.
"Askerlik Yasası"na da değinen Kurtulmuş, konuyu Milli Savunma  Bakanlığının uzun bir süredir çalıştığını, bunun  profesyonel askerlik değil,  uzman askerlik üzerine olduğunu belirterek, yüksek teknoloji ürünlerini  kullanabilecek nitelikte, yeni savaş türlerinin gerektirdiği dirençte uzman  askerlerin yetiştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Esas olanın, ordunun bu yapıya dönüştürülmesi gerektiği olduğunu  belirten Kurtulmuş, bütün çocukların ordunun içerisinde bulunup o havayı  koklamaları, belki eğitim almalarını sağlayacak, belki bazı meslek branşlarının  kamu hizmetiyle bu süreci aşmalarını sağlayacak bir perspektifle hazırlık  yapıldığını, hazırlığın bütünüyle ortaya çıkmadan kamuoyuyla paylaşmanın mümkün  olamayacağını anlattı.
SURİYE'DEKİ GÜVENLİ BÖLGE
Kurtulmuş, Suriye'deki güvenli bölgenin kimin kontrolünde olacağı  tartışmasından önce, terör örgütlerinin kimin kontrolünde olacağının önemli  olduğunu belirterek, "Terör örgütlerini milletin başına bela eden unsurlar,  vekalet savaşlarının aracı olarak kullandıkları bu taşeronlarını ne zaman  çekecekler. Bence bir önceki tartışma budur." dedi.
Bazı ülkelerin ve güçlerin bölgeyi terör örgütleri üzerinden tanzim  ettiğini ifade eden Kurtulmuş, DEAŞ'ın böyle bir örgüt olduğunu, bir hafta  içerisinde Suriye'nin batısından Kerkük'e, Musul'a kadar geldiğini söyledi. "Kim  verdi bunlara silahları, lojistik desteği, istihbarat desteklerini kim sağladı.  Belki arkalarındaki siyasi destekleri kimler verdi." diyen Kurtulmuş, aynı şeyin  PYD ve YPG için de geçerli olduğunu belirtti.Numan Kurtulmuş, demokratik, bağımsız bir Suriye'nin yeniden oluşması  için herkesin terör örgütlerine desteğini çekmesi gerektiğini ifade ederek,  şunları kaydetti:"Biz isteriz ki orada bir güvenli bölge oluşsun. İnsanlar tekrar nasıl  Zeytin Dalı, Fırat Kalkanı operasyonlarının yapıldığı bölgelere yeniden geri  döndülerse, 4 milyon Suriyeli kardeşimiz de kendi memleketlerine geri dönsünler  ve kendi ülkelerinde rahat ve huzur içinde yaşasınlar. Güvenli bölge meselesini  de, terör örgütleri üzerinden verilen bir hakimiyet mücadelesi gibi kirli bir  pazarlık aracı haline getirmemek lazım. Bu güvenli bölge, hem Suriye'deki  göçmenlerin, mültecilerin oraya dönüşü için önemli bir şeydir hem Suriye'nin  ulusal güvenliğinin sağlanması için önemli bir meseledir hem de Türkiye'nin milli  güvenliği ve milli bekası için şarttır. O güvenli bölgeyi, Türkiye düşmanı  unsurların kontrol etmesinin asla mümkün olmadığının bilinmesi lazım.""KOMŞULARIMIZIN SELAMETİ AÇISINDAN YAKLAŞIYORUZ"
Batılı ülkelerin neredeyse önemli bir kısmının, PYD ve YPG'yi kendi  vekilleri olarak kullandığını belirterek, Tel Abyad, Resulayn bölgelerinde etnik  temizlik yapıldığı, PYD-YPG üzerinden yerel halkların, Arap ve Türkmen nüfusunun  yer değiştirmek zorunda bırakıldığının bilindiğini ifade etti.
"Eğer bir güvenli bölge oluşturulacaksa, bu Suriye halkının geleceği  için ve Türkiye'nin güvenliğinin korunması hassasiyetini temin ederek  oluşturulsun." diyen Kurtulmuş, "İdlib'e ortak harekattan söz edilmesine" ilişkin  de, Fırat'ın doğusunda Amerikalılarla, batısında Ruslarla konuştuklarını, Astana  ve Soçi süreçleriyle birlikte Rusya, İran ve Türkiye olarak Fırat'ın batısıyla  ilgili ortak bir yaklaşıma hemen hemen ulaştıklarını söyledi.
Zaman zaman bu yaklaşımı provoke eden unsurlar olduğunu ifade eden  Kurtulmuş, Fırat'ın doğusu ve batısı meselesine farklı baktıklarını,  insanları  ayırmadan, komşuların selameti açısından bu meseleye yaklaştıklarını, başka  ülkelerin ise bu konuya oynadıkları kanlı satranç oyununun bir taşı olarak  baktıklarını belirtti.
Kurtulmuş, Venezuella'daki olaylara ilişkin ise Nicolas Maduro'nun  halkı tarafından seçilen bir devlet başkanı olduğunu belirterek, esas batılı  ülkelerin seçilmiş liderlerin arkasında durması gerektiğini vurguladı. Juan  Guaido'nun gerekirse devlet başkanı yapılmasının kabul edilebilir bir yaklaşım  olmadığını ifade eden Kurtulmuş, Türkiye olarak Venezuella halkının iradesini  desteklediklerini kaydetti.iha
Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ANKET

ÖNE ÇIKANLAR

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku