• Diğer

Gündem

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili flaş açıklama

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, parti genel merkezinde AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu. Çelik, Cemal Kaşıkçı cinayeti ilişkin, "Halen talep ettiğimiz iş birliğiyle yeterli bir şekilde karşı karşıya değiliz." ifadelerini kullandı.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili flaş açıklama

12 Şubat 2019 12:43
-A

+A

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "İlk gelen bilgiler,  helikopterin acil iniş yaparken düştüğü şeklinde. Gereken soruşturmalar hem  Başsavcılık tarafından hem Savunma Bakanlığı tarafından başlatıldı. Çok yönlü  olarak araştırılıyor." dedi. 
 
Çelik, parti genel merkezinde AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK)  toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu.
 
Kartal'da bina çökmesi sonucu hayatını kaybeden vatandaşlara Allah'tan  rahmet dileyen Çelik, "Umarız bundan sonra alınan tedbirlere dikkat edilir. Bu  tedbirler doğrultusunda gerekenler büyük bir hassasiyetle kentsel dönüşüm  konusunda diğer konularda vatandaşlarımızın yüksek hassasiyetiyle bunlar  gerçekleşir ve bir daha benzer durumlarla karşı karşıya kalmayız." diye konuştu.
 
 
Çekmeköy'de bir askeri helikopterin acil iniş yaptığı sırada düştüğünü  ve 4 şehit olduğunu belirten Çelik, şehitlere Allah'tan rahmet diledi.
 
Çelik, "Çok üzücü bir kaza, ilk gelen bilgiler, helikopterin acil iniş  yaparken düştüğü şeklinde. Gereken soruşturmalar hem Başsavcılık tarafından hem  Savunma Bakanlığı tarafından başlatıldı. Çok yönlü olarak araştırılıyor. Gerçek,  neden olduğu, nasıl bir zaruretin ortaya çıktığı bu soruşturmaların sonunda hep  beraber öğrenmiş olacağız." ifadelerini kullandı.
 
Belediye meclis üyelerinin tespit çalışmalarına, genel merkezden  görevlendirilen arkadaşlarının illere giderek katıldıklarını dile getiren Çelik,  bu şekilde yaklaşık 30 komisyonun çalıştığını bildirdi.
 
AK Parti'nin her kesimden oy alan bir parti olması sebebiyle il, ilçe  ve beldelerde toplumun her kesiminin temsil edilmesine büyük bir önem  verdiklerini belirten Çelik, bu çerçevede özellikle belediye meclis listelerinde  kadın ve genç adayların olmasına, ilgili bölgenin demografik yapısının tam  yansıtılmasına önem verdiklerine işaret etti.
 
Çelik, MYK ve MKYK üyelerinden oluşan komisyon başkanlarının tüm seçim  bölgelerinde bu hassasiyetleri gerçekleştirmeye çalıştıklarını ifade etti.
 
Bölgelere giden partililerin AK Parti ve Cumhur İttifakı'nın  performansıyla ilgili değerlendirmelerinin de MYK'da gündeme geldiğini ifade eden  Çelik, "Sandığa yaklaştığımız günlerde daha güçlü bir şekilde, daha güçlü  sonuçların ortaya çıkması için yapılacak çalışmalar hakkında arkadaşlarımız,  birim başkanlarımız görüşlerini belirtiyorlar." dedi.
 
Kaşıkçı cinayeti
 
Çelik, önem verdikleri gelişmelerden birinin Cemal Kaşıkçı cinayetine  ilişkin Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin yürüttüğü  bir soruşturma çerçevesinde BM Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard'ın Türkiye'yi ziyareti ve bu çerçevede bir rapor yayınlanması olduğunu  söyledi.
 
Türkiye'nin şeffaf bir şekilde süreci yürüttüğünü ve Suudi Arabistan  yetkililerine iş birliği çağrılarının hala yanıt bulmadığını söyleyen Çelik, BM  heyetinin Suudi Arabistan Konsolosluğuna alınmaması gibi bir tablo ile karşı  karşıya kalındığını hatırlattı.
 
Çelik, "Bu, soruşturmanın üstünün örtülmesi, olayın üstünün  örtülmesindeki şüpheleri ciddi bir şekilde artırmıştır. Bu raporda elde ettikleri  deliler ışığında bunun Kaşıkçı cinayetinin Suudi Arabistan'ın bazı devlet  yetkilileri tarafından acımasızca ve önceden tasarlanmış bir cinayet olarak  planlandığı sonucuna varmışlar. BM yetkililerinin vardığı sonuç bu. Cinayet ve  acımasız vahşetin birtakım delillerle ortaya konulduğunu ifade ediyorlar."  değerlendirmesinde bulundu.
 
 
BM soruşturmasının halen devam ettiğini, çeşitli öneriler içeren  raporun haziran ayında BM İnsan Hakları Konseyine sunulacağını belirten Çelik,  "Olayın üstünün örtülmesine de müsaade etmeyeceğimizi net bir şekilde söyledik.  Halen talep ettiğimiz iş birliğiyle yeterli bir şekilde karşı karşıya değiliz."  dedi.
 
Suç İstanbul'da işlendiği için Suudi Arabistan tarafından tutuklanan  kişilerin yargılamasının İstanbul'da yapılması gerektiğini söylediklerini ancak  olumlu karşılık bulamadıklarını hatırlatan Çelik, Türk yargısıyla ciddi bir iş  birliği yapılması taleplerinin de karşılanmadığını ifade etti.
 
Çelik, şunları kaydetti:
 
"Buraya gelen Suud savcısı iş birliği yapmaktan çok daha ziyade  elimizde neler olduğunu öğrenme gibi bir amacın içerisine girmiştir. Dolayısıyla  biz açık çağrıyı bir kere daha yapıyoruz, bu olayın sorumlularının, emir  verenlerin ortaya çıkması çerçevesinde güçlü bir soruşturma yürütülmelidir ve bu  soruşturma uluslararası bir soruşturma olmalıdır. Bu bakımdan Birleşmiş Milletler  tarafından yürütülen soruşturmayı önemsiyoruz ve bulgularının takipçisi  olacağımızı bir kere daha ifade ediyoruz. Kuşkusuz Türkiye Cumhuriyeti böylesine  vahşi, insani açıdan kabul edilemez bir eylemin takipçisi olmaya devam  edecektir."
 
Macron'un açıklamaları
 
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un, 24 Nisan'ı sözde Ermeni  Soykırımı Anma Günü ilan etmesine ilişkin de değerlendirmede bulunan Çelik, "Bu,  tarihi ve hukuki dayanaktan yoksun yaklaşım, esasında Fransa yargı makamları  tarafından da uluslararası yargı makamları tarafından da reddedilmiş bir  yaklaşımdır." dedi.
 
Macron'un aldığı kararın Fransız Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan  Hakları Mahkemesinin kararlarıyla da çeliştiğine dikkati çeken Çelik, şöyle devam  etti:
 
"Biz Sayın Macron'a bu yaptığının yanlış olduğunu ve eğer gerçekten  tarihle yüzleşmek gibi bir ısrar içindeyse bunu Fransa'nın Cezayir'de yaptığı  eylemlerle, Benin, Burkina Faso, Gabon, Gine, Kamerun, Moritanya, Nijer, Senegal,  Tunus ve Çad'da insanlığa karşı Fransız otoriteleri tarafından işlenmiş suçlarla  yüzleşmesi gerektiğini ifade ediyoruz.
 
Buralarda Fransız otoritelerinin emriyle Fransız yetkililer tarafından  işlenmiş suçlar ortadayken, tutup da tarihle yüzleşmek şeklinde bir tavrın  arkasına sığınıp hukuki ve tarihi dayanaktan yoksun konularda siyasi tutum alması  tabi içeride politik sıkışma yaşan Macron'un kendisine birtakım lobilerin  desteğini bulmak şeklindeki bir yaklaşımının neticesidir."
 
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konuda karşılıklı  olarak arşivlerin açılması, bilim insanlarının gereken çalışmaları yapmasını ve  çalışmaların sonucuna herkesin saygı göstermesi gerektiğini daha önce söylediğini  anımsatan Çelik, "Bu çalışmalar bile bizatihi o zamanlar Ermenistan Anayasa  Mahkemesinin aldığı kararlarla engellenmiştir." dedi.
 
Türkiye'nin konuya ilişkin açık yürekli bir tavır ortaya koyduğuna  işaret eden Çelik, "Bundan kaçınan, ortaya çıkan gerçeklerden uzak durmaya  çalışan tarafın Ermenistan olduğu çeşitli kereler görülmüştür. Burada bir çıkar  lobisi var. Yani bizim soykırım ekonomisi dediğimiz diasporada birtakım çevreler  var." diye konuştu.
 
"Türkiye-Fransa ilişkilerine maliyeti olacak"
 
Türkiye ile Ermenistan arasındaki herhangi bir diyaloğun ve  normalleşmenin önüne geçmek için bu çevrelerin büyük çaba sarfettiğini belirten  Çelik, "Fransa gibi ülkeler de işte buradan kendilerine bir politik çıkar  sağlamaya çalışıyorlar. Dolayısıyla bu konuyu tabii ki sadece kınamakla  yetinmiyoruz, bunun Türkiye-Fransa ilişkilerine bir maliyeti olacaktır. Genelde  Fransızlar böyle bir şey yaptıkları zaman 'sadece kınarlar ve kınadıkları gibi  kalır' diyorlar." ifadelerini kullandı.
 
Macron'un yaptığının Türkiye ile Ermenistan arasındaki herhangi bir  normalleşme sürecini sabote etmek olduğunu gördüklerini ifade eden Çelik, şunları  kaydetti:
 
"Bunu diasporanın bu süreçler üzerinde kurduğu hakimiyeti devam  ettirmeye dönük bir pas verme olduğunu görüyoruz. İkincisi de içeride iç  politikada bu sarı yelekliler ve benzeri konularda biraz kan kaybetmiş bir  politikacının maalesef kendisine bir çıkış yolu bulmak için dirayetli bir  politika üretmek yerine tarihi ve hukuki dayanaktan yoksun böylesi bir iftiranın  arkasına sığınmak gibi bir tablo içerisine girdiğini görüyoruz.
 
Bir kere daha söylemek isteriz, tarihle yüzleşmek Fransa için  gereklidir ama bu kendisini ilgilendiren kısım Osmanlı tarihi veya Türk tarihi  değildir. Bu konuda öz güvene sahibiz biz, kendisinin yüzleşmesi gereken şey  özellikle de hukuki olarak gereken şey Benin'den Burkina Faso'ya, Kamerun'dan  Cezayir'e kadar Fransız otoritelerinin karıştığı cinayetler ve benzeri insan  haklarını ihlal eden eylemlerdir. Kendisine tarihle yüzleşme konusunda bunu  tavsiye diyoruz, bunu öneriyoruz."
 
Türkiye'yi Venezuela krizi konusunda yanlış bir çerçeveye oturtmaya  çalışan açıklamalarla karşı karşıya kaldıklarını aktaran AK Parti Sözcüsü Çelik,  "Herhangi bir yerin iç politikasında taraf değiliz. Biz, Venezuela halkının  yanındayız. Venezuela anayasasına, seçilmiş iradeye saygı gösteriyoruz. Burada  sanki mesele politik aktörler arasında bir taraf tutma şeklinde birtakım yabancı medya tarafından aktarılmaya çalışılıyor." diye konuştu.
 
Türkiye'nin, Venezuela halkının ve devletinin geleceğini düşündüğü  için bu tavrı ortaya koyduğunun altını çizen Çelik, "Bir ülkeye geçici devlet  başkanı sıfatıyla birisini atamak, başlı başına bir hakarettir. Üstelik de atanan  bu kişi, kendi ülkesinde yabancı askeri müdahaleye göz kırpan bir yaklaşım  sergiliyorsa, buna destek verenlerin Venezuela'da iç çatışmayı ve önü  alınamayacak bir takım kaosları tetiklemek gibi bir tavrın ortaya çıkmasına yol  açtıkları aşikardır. Dolayısıyla bu Venezuela'ya yapılan bir iyilik değildir.  Askeri müdahaleden bahsetmek, zaten yeterince sorun olan bölgede yeni bir kaos  çıkarmak demektir. Nitekim görüyorsunuz işte... Bir yerde darbeyle iş başına  gelen birisini kırmızı halı sererek karşılıyorlar. Onunla iş birliği yapmak için  ellerinden geleni yapıyorlar. Öbür tarafta halkını kimyasal silahlarla katleden  bir başkasıyla diyalog kurmak için sabırsız olduğunu söyleyenler var. Ama gelip  Venezuela'da geçici devlet başkanı atamaktan ya da askeri müdahaleden  bahsediyorlar. " değerlendirmesinde bulundu.
 
Bunun ne hukuki bir dayanağı ne de uluslararası bir meşruiyeti  olduğunu dile getiren Çelik, "Kendileriyle, kendilerinin bir takım yanlış  politikalarıyla uyumlu olmayan liderlere (diktatör) diyorlar. Ama kendileriyle,  kendilerinin yanlış ve gayri meşru politikalarıyla uyumlu olan diktatörlere de  'lider' demek şeklinde bir yaklaşımları var. Bunu kendi çıkarları açısından doğru  bulabilirler. Ama bu değerler, hukuk, meşruiyet açısından asla kabul edilecek bir  yaklaşım değildir." ifadelerini kullandı. Bu durumun bütün değerlere bir saldırı  olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Çelik, bu konuda, sonraki süreçte  daha sağduyulu bir davranışın ortaya çıkacağını ummak istediklerini söyledi.iha
Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ANKET

ÖNE ÇIKANLAR

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku